Algılarımız, Çelişkilerimiz ve Geçmişin Gölgesinde Adil Olabilmek

0

Adalet, bireylerin ve toplumların en çok üzerinde durduğu, ancak en fazla çelişkiye düştüğü kavramlardan biridir. Bir olay karşısında verdiğimiz tepkiler, içinde bulunduğumuz duruma, geçmiş deneyimlerimize ve hatta kişisel çıkarlarımıza göre değişiklik gösterebilir. Peki, neden geçmişte yaptığımız şeyleri bugün başkaları yapınca eleştiriyoruz? Algılarımız neye göre şekilleniyor ve neden kendi çelişkilerimizi görmekte zorlanıyoruz?

Adalet Algısının Göreceliliği

Adaletin herkes için aynı anlamı taşıdığı söylenemez. Toplumsal, kültürel ve bireysel faktörler adalet algımızı şekillendirir. Örneğin, bir dönemde bizim savunduğumuz bir düşünceyi, yıllar sonra başkaları savunduğunda buna karşı çıkabiliyoruz. Bunun birkaç temel sebebi vardır:

  1. Çıkarlarımızın Değişmesi: İnsanlar, bulundukları konum ve sahip oldukları çıkarlar değiştikçe bakış açılarını da değiştirebilirler. Bir zamanlar bizim lehimize olan bir uygulama, yıllar sonra aleyhimize döndüğünde ona karşı çıkabiliriz.

  2. Zamanla Değişen Algılar: Toplumların değer yargıları zaman içinde değişir. Örneğin, geçmişte normal karşılanan bazı uygulamalar bugün haksızlık olarak görülebilir. Ancak bu değişim, geçmişte aynı durumu savunan kişilerin çelişkiye düşmesine neden olabilir.

  3. Hatırlama ve Unutma Mekanizması: İnsanlar genellikle geçmişte kendi yaptıkları hataları unutma veya görmezden gelme eğilimindedir. Bu nedenle, başkaları aynı hataları yaptığında çok daha sert tepki verebiliriz.

  4. Kendimizi Haklı Görme Eğilimi: İnsan beyni genellikle kendi tutumlarını haklı çıkaracak gerekçeler üretir. Kendi geçmişimizde yaptığımız bir şeyi mazur görürken, başkaları aynı şeyi yaptığında adil olmamış gibi hissedebiliriz.

Geçmişte Savunduğumuz Şeye Bugün Neden Karşı Çıkıyoruz?

Tarihte ve günlük yaşamda bunun pek çok örneğini görmek mümkün. Örneğin:

  • Siyasi ve İdeolojik Çelişkiler: Gençliğinde belirli bir ideolojiyi savunan bir kişi, yaşlandığında tamamen farklı bir düşünceye sahip olabilir. Ancak gençlik döneminde yaptığı savunuları unutup, yeni jenerasyonu aynı hatalara düşmekle suçlayabilir.

  • Ebeveynlikteki Çelişkiler: Çocukken baskıcı bir ailede büyüyüp bundan şikayet eden biri, ebeveyn olduğunda kendi çocuklarına aynı baskıyı uygulayabilir. Geçmişte eleştirdiğimiz şeyleri, bugün "gereklilik" olarak görebiliriz.

  • Sosyal Medya ve Toplumsal Linç: Eskiden özgür düşünceyi savunan bir kişi, günümüzde kendi görüşüne karşı çıkanları susturmaya çalışabilir. Geçmişte ifade özgürlüğünün değerini bilen biri, bugün güç eline geçtiğinde aynı özgürlüğü başkalarına tanımayabilir.

Adil Olabilmek İçin Ne Yapmalıyız?

Adil olmak, sadece teoride değil, pratikte de uygulanması gereken bir erdemdir. Ancak bunu sağlamak için bireyler olarak bazı temel farkındalıklara sahip olmamız gerekir:

  1. Geçmişle Yüzleşmek: Kendi geçmişimizde yaptığımız hataları ve savunduğumuz şeyleri gözden geçirmek, çelişkilerimizi fark etmemize yardımcı olabilir.

  2. Empati Yeteneğimizi Geliştirmek: Karşı tarafın bakış açısını anlamak, adil kararlar vermemizi kolaylaştırır.

  3. Çıkarlarımızı Göz Ardı Etmek: Adalet duygumuzu kendi çıkarlarımıza göre şekillendirmemeye çalışmalıyız.

  4. Kendi Çelişkilerimizi Kabul Etmek: Hepimiz zaman içinde değişebiliriz, ancak bu değişimin farkında olup, geçmişteki kendimizle yüzleşmeliyiz.

  5. Başkalarının Değişme Hakkını Tanımak: Geçmişte yanlış yaptığımızı kabul edebildiğimiz gibi, başkalarına da değişme şansı tanımalıyız.

Adil olmak, her zaman doğru olanı savunmak ve çelişkilerimizi fark edip onlarla yüzleşmekle mümkündür. Kendimizi geçmişimizle kıyaslayıp, tutarlı olup olmadığımızı sorgulamak, gerçek adaleti sağlamak için önemli bir adımdır. Ancak çoğu zaman, insan zihni kendi hatalarını görmekte zorlanır ve başkalarının hatalarına daha fazla odaklanır. Bu nedenle adil olabilmek, sadece başkalarına değil, kendimize karşı da dürüst olmayı gerektirir.

Yorum Gönder

0Yorumlar

Yorum Gönder (0)